Peygamber Efendimiz’in Kabe’de yıkmak istediği yer

  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google

Peygamber Efendimiz’in Kabe’de yıkmak istediği yer
Hz. Âişe (r.a.), Efendimiz’e (s.a.) soruyor:

-Hicr, Beytullah’a dahil midir, yok midir?
-Evet, dahildir.
Kaynak: Yenişafak yazarı Prof.Dr. Hayrettin Karaman


-Peki niçin onu yapının dışarıda bıraktılar?

-Senin Cahiliye dönemindeki halkının malzemesi yetmedi.


-Kapısını niçin bu dek yüksek yaptılar?

-Senin halkın böyle yaptı fakat, dilediklerini içeriye soksunlar, dilediklerini de sokmasınlar. 


Eğer halkın Cahiliye döneminden az önce çıkmış olmasalardı ve bu sebeple Hicr’i yapıya dahil etmemi ve kapısını da zemine indirmemi kalben hoş karşılamayacaklarından korkmasaydım (bunu yapardım).


Kâbe’nin kuzeybatı duvarının (Irakî ile Şamî köşelerinin) karşısında bulunan bu kısma sonra hain bir duvar yapılmıştır, yerden 1.25 m yükseklikte yarım yuvarlak olan bu duvara “Hatîm” denir.


Tavaf bu duvarın dışından yapılır. Bu duvar ile Kâbe arasında kalan boşluğa da ‘Hicr-i Kâbe’, ‘Hicr-i İsmail’ veya ‘Hatîra’ denir. Bu boşlukta Kâbe’ye yönelerek namaz kılınabilir ve dua edilebilir.


Peygamberimiz’in açıklamalarından belli ki odur oysa, halk İslam’a yeni girdiği ve demin eski inançlarından psikolojik olarak da adamakıllı sıyrılmayanlar bulunduğu, Kâbe’yı yıkıp Hatîm’i de içine alacak şekilde her tarafta yapması halinde bunun bir takım kimselerin inancına zarar verebileceğini düşündüğü için binayı yıkıp tamamiyle yapmaktan vazgeçmiştir.


daha sonra olup bitenlerin ibretli bir hikayesi vardır:


Muâviye oğlu Yezîd zamanında Şam ordusu Mekke’ye saldırmış, Kâbe’yi de yakmışlardı. 


O tarihte buraya hakim olan Abdullah b. Zübeyr, hac mevsimine kadar Kâbe’yi tamir etmedi, hac mevsiminde halk müziği Mekke’de toplanınca onlara “Kâbe’yi tamir mi edeyim, yoksa yıkıp bitmiş Peygamberimiz’in yapmak istediği gibi mi yapayım” diye sordu. 


İbn Abbâs, “Benim düşünceme göre yıkıp yapma, tamir et, bina insanların Müslüman olduklarında ve Peygamberimiz’e vahiy geldiğinde nasıl idiyse pek kalsın” dedi. 


 İbn Zübeyr ise Hz. Âişe’nin naklettiği hadisi kanıt göstererek yıkıp her yerde yapma fikrinde ısrar etti; “Bundan Böyle malzememiz var ve Peygamberimiz’in endişe ettiği koşul da geride kaldı” dedi.


Kâbe’yi yıktılar, Hicr’in temellerini buldular ve o temellere kadar her tarafta yapı ettiler, zeminde halkın birinden girip diğerinden çıkabilmesi için iki de kapı yaptılar.


İbn Zübeyr yenilip öldürülünce Haccâc, Abdülmelik b. Mervan’a Kâbe’de yapılanları bildirdi, Abdülmelik ise binanın eski haline getirilmesini emretti, Haccac da Kâbe’yi tekrar yıktı ve önceki şekline getirdi.


Hz. Âişe hadisini ifade eden alimlere kadar eğer Kâbe arsasının bütünüyle duvarlarla örülmesi farz olsaydı Peygamberimiz bunu yapardı. 


Arsayı belirlediği ve tavaf için de bu arsanın etrafında seyahat etmek tatmin edici olduğu için müstehab olan duvar tashihinden vazgeçti; çünkü bu müstehabbı (yapılması iyi lakin terkedilmesi de caiz olan) işi yapsaydı o zamana tarafından zararı faydasından daha fazla olabilecekti.


Bu hadisten ve uygulamadan çıkarılabilecek pek fazla ders vardır. Müminler ibadetlerinde ve öteki davranışlarında ayrıca farz, vacib, sünnet, haram, mekruh, mübah gibi hükümlerin sıra ve derecelerine riayet etmeli, keza de yapılanın din ve dünya hayatına avantaj ve zararını her zaman göz önünde bulundurmalıdırlar. 

MALATYA HABER | MALATYA | HABER MALATYA

Dünya Haberleri | Siyaset | Asayiş | Gazete Manşetleri | Ekonomi

Eğitim | Malatya Spor | Yaşam | Sağlık | Kanal Çocuk | Kültür Sanat

Sinema-Tiyatro | Müzik  | Magazin | Teknoloji | Malatyalılar

Akçadağ | Arapgir | Arguvan | Battalgazi | Darende | Doğanşehir | Doğanyol | Hekimhan | Kale | Kuluncak | Pütürge | Yazıhan  | Yeşilyurt

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir