Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Dolar’ için devreye girdi!

BU HABERİ YAYINLAYAN DİĞER HABER KAYNAKLARI
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Dolar' için devreye girdi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Dolar’ için devreye girdi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Dolar’ için devreye girdi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Küresel Gelecek: İnsan Odaklı, Zeki Ekonomi Temalı 7. Boğaziçi Zirvesi’nde ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi. Meslek adamlarına . “Altını piyasaya sokalım. Döviz ile borçlanmayı bırakalım”  çağrısında bulanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, icabında konuya ilişkin geçici bir düzenleme yapılabileceğinin sinyalini vererek ”  Döviz baskısından piyasaları kurtarmamız gerekli. Bu süreci dayanışma içinde atlatmalıyız. bu vatan bizim, bu topraklar bizim. ” dedi.

İşte o konuşmadan satır başları

“Bölgemizin her geçen gün yeni sorunlarla karşılaştığı dönemlerde bu tür bir zirvenin kayda değer olduğuna inanıyorum. Gelecek deyince aklımıza gelen ilk şey ileri teknoloji oluyor.  Teknolojinin değişim gücü sahiden de hayranlık vericidir. her alanda geçmişle kıyas edilemeyecek yenilikler hayatımızı kuşatmış durumda. İnternet vasıtasıyla dünyanın bir ucundan bir ucuna kütüphaneler dolusu data hızlıca ulaştırılıyor. Her ne kadar cümbür cemaat eşdeğer şartlarda ulaşamasa da teknolojinin tesir alanını hızla geliştirdiği bir geçektir.Teknoloji kullanımının çok daha öbür bir zemin oluşturduğunu görüyoruz. 

GERİ DÖNÜLEMEZ BİR YOLA GİRDİK

Gelişmiş ülkelerde zengin ve fakirlerin arasındaki farkın açılmasında üretimde robotların kullanılmasının büyük bir tartı var. Bunlara bakarak bundan böyle geri dönülemez bir yola girdiğimizi söyleyebiliriz. refahı çoğaltmak ve yoksulluğu eksilmek kendiliğinden sağlanacak bir gelişme yok. Dünya adaletsizliğin açtığı sancılarla artan bir şekilde daha çok yüzleşmek durumunda kalıyor. Bugün gelişmiş ülkelerde yeni hayata atılan bir çok gencin düşük bir rahatlık seviyesine razı edinmek zorunda kaldığı belirtiliyor.

BATI MÜLTECİLERİ KORKUTMA OLARAK GÖRÜYOR

Batı ülkelerinin korkutma olarak gördüğü göçmenlere, burası çok kayda değer, bizde 3 milyon mülteci var. Biz bunları tehdit olarak görmüyoruz ama batı böylece görüyor. Türkiye bu haksızlığa en yaygın şekilde muhattap olan ülkedir. Batı’daki yabancı düşmanlığı ne nefret edilen şey söylemi liderleri de tutsak almıştır.Refahı artırırken yoksullukla mücadele etmeyen demokrasiler ayakta kalamaz. 2001’den beri sadece Almanya’da cami ve Müslümanlara yönelik 416 hücum gerçekleşmiştir. Bu nefret saldırıları artarak sürecektir. Bugün göçmenlere aleyhinde yürütülen kampanyaların robotlara aleyhinde yapılması kimseyi şaşırtmasın. Yoksulluğu azaltan gelişmelerin önünü açmadan demokrasiler ayakta kalamaz.

KÜRESEL BÜYÜMENİN YOLU İNSANDAN GEÇER

Ekonominin doğası istek üstüne kuruludur. talebi ne robotlar ne de mali araçlar üretir. Sürdürülebilir büyümenin yolu insandan geçer. Teknoloji vasıfsız işçilerin işini elinden alıyor. Bu yüzden insanların eğitimleri ön plana çıkıyor.Eğitim yeni küresel sistemde de en kayda değer araçtır. Serbest ticaret anlaşmaları muhakkak önemlidir. İşini kaybeden insanları eğitmeden kapıları açmak şiddet sıkıntıları beraberinde getirir. Teknoloji gitgide artarak ele geçireceği için yeni yetenekler kazandırmanın yolları aranmalıdır.

KÜRESEL GIDALARIN 3’TE 1’İ ÇÖPE GİDİYOR

Üzerinde durmamız gereken bir öteki manâlı husus verimliliktir. Biz ahali olarak verim mi israf ekonomisi üzerinde mi duracağız. Bir ailede 2-3 tane otomobil var. Bunun adı tutumsuzluk ekonomisidir. Verim ekonomisinde devreye yatırımlar ve istihdam girecek. O toplumda sonrasında ise rekabet başlayacaktır. 2014’te BM’nin yaptığı tahmine kadar küresel gıda ihtiyacı yüzde 60 fazla olacaktır. Topraktan daha pozitif ürün elde edeceğimiz anlamına geliyor. Küresel gıdaların 3’te biri atığa dönüşüyor. Yiyecek israfı adeta Sahraaltı’nın yıllık üretimine denktir. İnsan odaklı ekonomi temellerinden birinin de verim ekonomisi, tutumluluk ekonomisi olduğu anlamına geliyor.

ÖZGÜNLÜĞÜMÜZÜ VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ KORUMALIYIZ

Yakın gelecekte insan hayatını etkileyecek etkenlerden biri de şehirleşme olacaktır. Ülkemizde şehirlerde yaşan insan oranı yüzde 8’i buldu. Felsefemiz insanı yaşat fakat devlet yaşasın. felsefemiz de insan odaklı olmalı. Gelişmiş ülkelerin şuan yaşadığı sorunlra maruz kalmamak için özgünlüğümüzü ve özgürlüğümüzü korumalıyız.

GEÇİCİ BİR DÜZENLEME YAPILABİLİR

Gelin hep beraber altını devreye sokalım. Döviz baskısından piyasaları kurtarmamız lüzumlu. AVM’lerde meslek yeri sahipleri defalarca dövizi seçim ediyor. Burada icabında geçici bir düzenleme yapılır. Yerli para devreye sokulur. Bu süreci dayanışma içinde atlatmalıyız. bu vatan bizim, bu topraklar bizim. 

AB’YE SERT ÇIKTI: BULUNMAZ HİNT KUMAŞI MISIN

53 yıldır bu milleti kapısında bekleten bir AB var. Sen bulunmaz hint kumaşı değilsin. Biz 53 yıldır devam ediyoruz sizsiz. Bir çok ülkeye böyle baskı yaptınız, ne yaptınız bitirebildiniz mi? Türkiye’yi de bitiremezsiniz. Gerekirse 2 katı, 3 katı çalışırız fakat asla boyun eğmeyiz. Bize ideolojik dayatmalarla boyun eğdirmeye çalışanlar kusura bakmasın, Türkiye o ülkelerden biri yok. Siz 200-300 kişiden korkarken Türkiye 3 milyon mülteciye kendi parasıyla bakıyor. Türkiye’nin AB tarafından bu şekilde tahkir edilmesi bizi üzmüştür. Şuan AB defterini henüz kapatmış değiliz. Lakin karşımızdaki resim olumlu yaklaşmamıza izin vermiyor. Türkiye’nin aleyhinde bir fazla alternatif var. Biz yolumuza devam ederiz. Biz bu alternatiflerle görüşmelerimize devam ediyoruz.

BU MESLEK BÖYLE YÜRÜMEZ

Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanımız bir şey ifade etti. Onlara da hala benzer. Avrupa Birliği diyor fakat Kıbrıs’ı ver bize karışma, oldu şehit kanı var orada. Utanmadan sıkılmadan tek bayrakla geliyorlar. Orada iki öbür devlet olduğunu öğrenecekler. Sen Güney Kıbrıs’sın Kuzey’de Türk Cumhuriyeti var. Bunu göreceksin. Bu yılın sonuna kadar bir yere varılması lüzumlu. Bu topraklar bize ait olacak, işler öyle yürümez. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış bunların yaptığı bu.

Bu platformu hayata dinmek için tek ihtiyacımız olan takriben 60 devletin birliğini önemsiyorum. Karşılıklı ticaret dili gibi standartlaştırmalarla mevcut uyum kurmak mümkündür. Çerçevesini çizdiğim bu ticari platform daha büyük bir birliği teşkil edebilir. Boğaziçi Zirvesi’nde bu tür konuların da tartışılacağına inanıyorum. Küresel mütabakat metninin ilk aşamasının yapılmasını temenni ediyorum. Yerli parayla ithalat ihracat mevzusunun da unutulmaması gerektiğini her yerde devreye sokuyorum.”



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir