Kılıçdaroğlu o sözleri neden kullandı

BU HABERİ YAYINLAYAN DİĞER HABER KAYNAKLARI
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
  • Google
Kılıçdaroğlu o sözleri neden kullandı

Kılıçdaroğlu o sözleri neden kullandı

Kılıçdaroğlu o sözleri neden kullandı

Haber7 yazarı Mustafa Yürekli, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun AP’nin Türkiye kararı sonras Bakırköy’de bir açılışta yaptığı ve Avrupa’ya yalvarır şekilde konuştuğu “Bizi cezalandırmayın!” çıkışının tarihini yazdı. İşte o bir tren garında çekilmiş tarihi fotoğraf ve yaşananlar…

İşte Mustafa Yürekli’nin o yazısı

Milli İradeyi Zarar Vermek

 Adana ’ya dair gençlik hatıralarımdan biri de, şehir halkı girişindeki Yenice Tren İstasyonu ’nu birkaç kere ziyaretimdir.

İstasyonu benim için görülmeye değerinde kılan husus, yakın tarihe Adana Buluşması olarak geçen, İkinci Dünya Savaşı esnasında, 30-31 Ocak 1943 tarihlerinde, Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Britanya Başbakanı Winston Churchill aralarında geçen  görüşmedir. Adana yakınlarındaki Yenice tren istasyonunda yapılan bu tarihi röportaj, Türkiye ’nin ABD ve İngiltere ’yle ilişkilerini, doğal olarak da Türkiye ’nin geleceğini  belirledi. Bugünden bakıldığında, Adana Buluşması ’nın amacı, rolü ve tarihimizdeki yeri daha basit anlaşılabilmektedir.  

Winston Churchill göre Kıbrıs ’ta planlanan sıcacık buluşma, Türkiye ’nin önerisiyle Adana ’da gerçekleşmişti. Winston Churchill, İkinci Dünya Savaşı ’nın gidişatının netleştiği bir aşamada 12-26 Ocak 1943’te Fas ’ta yapılan ve iki hafta süren Kazablanka Konferansı’ndan geliyor ve ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ’in mesajını getiriyordu. Adana Buluşması ’nın fotoğrafında, küstahça tebessüm eden Churchill karşı İnönü ezik bir şekilde oturmaktadır. İnönü ’nün yanına dönemin başbakanı Şükrü Saracoğlu ve  Genelkurmay Başkanı Fevzi Iyi Anlamak da bulunuyor.     

1978 yılında on sekiz yaşında bir genç olarak gerçekleştirdiğim birincil Yenice istasyonu ziyaretimde, Churchill ile İnönü ’nün otuz beş yıl önce gerçekleştirdiği Adana Buluşması ’nı anlamaya çalışıyordum. Balkanlar, Irak, Suriye, Kıbrıs, Ege Denizi, Oniki Adalar meseleleri vardı masada. Franklin D. Roosevelt ile Winston Churchill, iki gün süren Adana Buluşması ’nda, Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ’ye yakınlaşma koşullarını bildiriyordu. 

Türkiye ’nin Almanya’yla ilişkileri, bu gizli röportaj basına yansıyınca bozuldu. Churchill’in girişimiyle Türk-Sovyet ilişkilerinde geçici, yüzeysel bir düzelme sağlandı. Oysa bu Adana Buluşması, uzun vadede, savaş sonrası ittifaklarının biçimlenmesinde ve Türkiye’nin sözkonusu BM ve NATO ittifakında yer almasında bir ön adım niteliği kazandı. Türkiye ’ye biçilen rol, ABD ve İngiltere ’nin yanında, SSCB ’nin aleyhinde pozisyon almaktı.

Avrupa Devletleri, İkinci Dünya Savaşı ’nda boğuşurken, İslam aleminin bağımsızlaşmasına ve birliğine engel olan İsmet İnönü, Adana Buluşması’ndan sonradan yedi sene daha Ulusal Şef olarak rüzgarlı tepecik Çankaya ’da sakin ağırbaşlı oturdu ve ulusal iradeyi prangalayıp Türkiye ’yi dünya güçlerinin belirlediği gidişat ve istikamette tuttu. Churchill ile İnönü ’nün Adana Buluşması, İncirlik üssünün de habercisiydi.

12 Eylül askeri darbesine giden süreçte, Türkiye ’nin sağ sol çatışması yüzünden kan gölüne döndüğü bir ortamda, terör olaylarının hiç yetkisiz olmadığı Adana ’da, Yenice tren istasyonuna birkaç kez gittim. Çünkü o zamanlar Bülent Ecevit ’in liderliğini yaptığı CHP, sol, iddiaya göre ABD karşıtı, SSCB yanlısı, sosyalist bir partiydi. Sağ, sol, terör ve darbe kavramlarının anlamlarını, Yenice istasyonunda saatlerce düşünerek kavradım.

Koalisyon hükümeti kurup tarihi değiştirebilecek olan Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit, dünya güçleri açısından İsmet İnönü ’den daha az güvenilir değildi. O gün bugündür siyasi liderleri daima Yenice istasyonunda tartıya çıkarırım ben. Türkiye ’nin Kıbrıs Uzlaşma Harekatı ’nı, İran ’ın da devrimi gerçekleştirdiği, Rusya ’nın Afganistan ’ı işgal ettiği, İran Irak Savaşı ’nın kanlı bir şekilde sürdüğü, İsrail ’in Kudüs ’ü başkent bildiri ettiği uluslararası ortamda, 12 Eylül askeri darbesi oldu; Kenan Cihan ile Turgut Özal iktidara geçti. Gözlerimizin önünde 12 Eylül, Türkiye ’yi bitmiş Adana Buluşması ayarlarına getirdi. 12 Eylül ’den önceki 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971 darbeleri, sonraki 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 darbeleri her zaman ulusal iradeyi prangalamak ve Türkiye ’yi dünya güçlerinin belirlediği vaziyet ve istikamette yakalamak için üretilmiş müdahalelerdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Avrupa’ya “Bizi cezalandırmayın! Biz yüzümüzü her zaman Batı’ya döndük..” diye yalvarırken, yeniden bir ayar vakti geldiğini ve eminlerine hazır olduğunu ifade etmiş oluyor. Kılıçdaroğlu, Bakırköy’de bir açılışta yaptığı konuşmada1 “Türkiye’nin yüzünü defalarca Batı’ya döndüğünü” hatırlatıp “bizi cezalandırmayın” diyerek AB’ye yaklaşık olarak yalvardı: “Avrupa Birliği üyelerinin tümüne, bütün yöneticilerine çağırmak isterim. Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, öteden beri, kurulduğu tarihten bu yandan yüzünü Batı’ya ve uygarlığa dönmüş bir ülkedir. Biz laik, demokratik, sosyal hukuk devletini kayıtsız şartsız savunan bir ulusuz. Dolayısıyla bir kişiye kızıp, bir kişinin söylemlerine kızıp, 80 milyonluk bir ülkeye yaptırımlar uygulamayın.” dedi. Bu sözleri, hangi CHP liderine nisbet etseniz, ters düşmez ve sırıtmaz. 

Türkiye ’de Batıcılık, Adana Buluşması ayarlarına sadakattir. Kemal Kılıçdaroğlu, Batıcılığın ulusal iradeyi prangalayıp Türkiye ’yi dünya güçlerinin belirlediği gidişat ve istikamette tutma anlayışının son temsilcilerinden biridir yalnızca.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir